Penceremden Gördüklerim

7/4/2006

BİR HASTANIN GÜNLÜĞÜNDEN

 

 

 

Birkaç gün önce hastaneye gittim. Annemin dişlerinin tedavisi yapılıyor da. Hastaneye her gidişimde hasta oluyorum. İllâ ki sinirimi ve sağlığımı bozacak şeylerle karşılaşıyorum.O gün de öyle oldu.

Salona bir girdim, onlarca kişi. Ne onlarcası canım, birkaç yüz demem gerek. Önce sıra almak için kuyruğa girdim. Bu normal, hiç söyleyecek sözüm yok. Ancak; sıram geldiğinde, bankodaki görevli bayanla anlaşıncaya kadar akla karayı seçtim.Bana bir şeyler söylüyor ama duyamıyorum ki!O da beni duymuyor. Çünkü aramızda kahrolası cam var. O bankonun arkasında, ben önünde. Bankonun genişliği yarım metre falan.Görevli bayan döner sandalyeye oturmuş, şöyle geriye atmış kendini.Yani benden birbuçuk metre uzakta.Sanki aramızda Ege Denizi var, bir türlü anlaşamıyoruz.

Bankonun üzerindeki camın alt kısımda tahminen on santim yüksekliğinde bir açıklık var.Görevliyle anlaşabilmek için, ağzınızı o açıklığa denk getirerek konuşacaksınız ki,görevli sizi duysun. Hadi o duydu diyelim ama kendisinin ağzında geveleyerek söylediklerini siz nasıl duyacaksınız? Çünkü kulaklarınız üstte kalıyor.Yani camın açık yerinin çok üstünde...Ağzımı o açık yere koyup konuşuyorum, sonra dizlerimi kırıp eğiliyorum ve kulağımın birini o açıklığa koyuyorum. İşte böyle bir ağız, bir kulak yapıştıra yapıştıra görevliyle anlaşabildik.

Bilgisayara kayıt kuyruğuna girdim sonra. Orada da cam var, duvar gibi. Sanki kurşun geçirmeyen cam. Ne işe yarıyorsa! Camın o on santimlik kesik yerine birkaç kez bir ağzımı, bir kulağımı yapıştırarak o işi de hallettim. Bir ağız - bir kulak, bir ağız – bir kulak. Eğile doğrula belim ağrıdı. Zaten belim sakat.

Vezne kuyruğuna girdim sonra. Sıramı beklerken,veznenin yanındaki kapı dikkatimi çekti. Kapıda “ İŞİ OLMAYAN GİREMEZ” diye yazıyor. La havle vela......İşim olmayan odaya ne diye gireyim! Örneğin et alacaksanız kasaba girersiniz, di’mi? Sigara alacaksanız ne diye kasaba gireceksiniz ki! Eğer yemek yemeyecekseniz lokantaya gider misiniz? .......Sanki o yazıyı yazmasalar, millet o odaya dalacak. Ama o kapıdan alamadım gözümü. ”Acaba o odada ne var? Bu odaya neden girilmez? ”...... Bu kadar sıkıntı arasında, bir de bunu düşün şimdi.

Vezneden çıktım, fotokopi kuyruğuna girdim.Oradaki işimi bitirip üst kata çıkarken merdivenin dibinde, masada oturan bir genç kız gördüm. Allah Allah! Bu kuytu yerde bu kız niye oturuyor? Hastanenin en ücra noktasında ne işi var? Öyle oturuyor işte. Ha sahi, yalan söylemey’im şimdi. Elinde bir kalem vardı, onunla oynuyordu. Bir de baktım, yanındaki duvara “DANIŞMA” yazmışlar. Herkes de uyuyor bu söze.Kimsenin gidip bir şey danıştığı yok. Çünkü oraya gelinceye kadar, hastane işkencesinin büyük bir bölümünü atlatmış oluyorsunuz. Demek ki onun için “danış MA” yazmışlar. Ben de danışmadım zaten. Ama onun önünde cam yok. Kimsenin bir şey soruduğu yok ya, vatandaşa engel koymaya da gerek yok. Kızcağız bluzunun kollarını çekiştiriyor, saçlarını düzeltiyor can sıkıntısından.Çünkü yapacak işi yok....Acaba bu kızı buraya neden oturttular? Yarım saat düşündüm, mantıklı bir yanıt bulamadım.Dedi ki annem: “Sevaptır kızım! Bırak, o da ekmek parası kazansın.” Sanki engel olacak bir yaptırım gücüm varmış gibi.

Vardık dişçinin kapısına.Yine kuyruk (Ama doğal bu kuyruk.) .Oda kapısı kapalı, kapıda da “MUAYENE VARKEN KAYIT YAPILMAZ” diye yazıyor. İyi de biz kayıt olmadık ki daha. Kayıt olmazsak, muayene de olamayız. Allah Allah! Ne çabuk başlamış muayene. Saat daha(!) dokuzbuçuk....Dayandım kapıya, açılmıyor. Hastalardan biri dedi ki: ” Hemşire Hanımlar kahvaltı ediyorlar.”.....Ama öyle munis bir ses tonuyla söyledi ki...” Zavallılar aç mı kalsınlar, bırak kahvaltı etsinler.Saat on’a geliyor, zavallılar hâlâ aç.Yesinler yesinler,” der gibiydi.........Bekle bekle bekle.

Muayene odasının kapısında “SİGARA İÇİLMEZ” anlamına gelen şekli görünce tepem attı.Hastasın, kuyruktasın, muayene olacaksın, diş çektireceksin veya yaptıracaksın.Hiç orada sigara içilir mi! .....Oraya “sigara içilmez” uyarısını koymak, “Buradan denize girmek tehlikeli ve yasaktır!" ibaresini koymakla birdir bana göre.Ya da caminin kapısına “Bikiniyle girmek hem yasak hem günahtır,” yazmakla birdir.......Bunlar insanla dalga mı geçiyorlar Allah aşkınıza.

Neyse muayene başladı. İkide bir kapıdan başını uzatan hemşirenin ağzına bakıyorum, annemin ismini söylesin diye. Kapı açılıyor, bir isim söylüyor, arkasından TIRANK diye bir ses.Sanki uçak düşer gibi.Yeniden açılıyor, biri daha çağrılıyor, yine TIRANK! ...Bu ses beynimi oyuyor. Bir hemşire elinde boş bardakla kapıdan çıkıyor, yine TIRANK! Az sonra çay dolu bardakla geliyor, odaya giriyor, bir TIRANK daha.......Bu tıranklar, muayene odasının kapısının kapanırken çıkardığı gürültü. Hamam kapısından beter. Annemim dişini düşünürken, şimdi bir de baş ağrısı çıktı.

Uzun bir süre sonra sıramız geldi. Annemim dişine gerekenler yapıldı......Çıkışta duvardaki afiş ilişti gözüme: BİZİM YÖNETİMİMİZDE; HASTA  “ MÜŞTERİYE” , SAĞLIK EMEKÇİSİ  “ KÖLEYE “  DÖNÜŞECEK.......Ay ben köle olmaya razıyım. Böyle kölelik, efendilikle değişilmez.......Hastaneden çıktığımızda, başımda bir ağrı vardı ki sormayın gitsin. Birkaç gün sonra yine gideceğiz.İ ki tane ağrı kesiciyi peşinen yutayım da öyle gideyim bari.

ALLAHIM! Lütfen beni hasta etme.Beni hastane kapılarında süründürme.Varsa bir kabahatim, kestirme yoldan yap yapacağını. Lütfen!

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

2 yorum yazılmıştır

  1. Yazan: FikretSimsek | Tarih: 2006-04-08 01:25:34
    Konu: kacinciya okuyorum .
    merhabalar sevgili Kamuran hanim.

    yine okudum .. hep yazilarinizda böyle bu güzellikleri yasamak ne güzel . Allah ne düsürsün hastahanelere , ne de eksikligini göstersin oralarinin.


    cok selam olsun uzaklardan ..
    sevgimle ..

    Bağlantı »

  2. Yazan: mavisevdalar | Tarih: 2006-04-07 19:09:34
    Konu: kamuran annem
    Yüreğinden hüzün, kaleminden bal damlayan güzel insan... Geldi işte Mehmet Ali, seni burada da yalnız bırakmayacak. Eşsiz güzellikteki yazılarını tatmadan gitmeyecek...

    Bu güzel ülkemde yaşamayı bile çok görüyorlar insana. Her yerde yönetimlerden kaynaklanan sorunlar, hastane de, adliye de, maliye de... Anlam veremediğim bir başka konuysa camlar. Neden insanların iletişim özgürlüğüne engel koyarlar ? korktukları için mi, insanların ağız kokusundan iğrendikleri için mi, neden? Hemşireler konusu ise ayrı bir sorun. Bir çok kez o sorunla karşılaştım ben de. Hanımefendilerin kahvaltısını, çay içmesini beklemek zorundamıyız biz. Bir de dr ları uyarmazlar mı "hocam çay bitsin ondan sonra hasta almaya başlarsınız"... Oldu canım siz çayı içene kadar ben de bir ölüp geleyim ondan sonra muayene oluruz!...

    Bağlantı »

« Önceki :: Sonraki »