Penceremden Gördüklerim

23/5/2009

DÜN GECE BİR RÜYA GÖRDÜM – 6



Dün gece bir rüya gördüm hayırdır inşallah. Bir saçmalık bir saçmalık, anlatılır gibi değil. Adı üstünde, rüya işte.

 

Rüyamda, bir’den fazla görevi – makamı olan biriymişim. Hani, bir koltukta iki karpuz derler ya; ben  bir koltukta üç  beş karpuz  birden taşıyormuşum. Hem valiymişim, hem milletvekiliymişim, hem de bakanmışım. Ayrıca, başbakan yardımcısıymışım. Sanki adam( kadın) kıtlığı varmış  gibi memlekette.

 

Ofisimde çalışıyorum  işte öylesine. Birdenbire odamın kapısı açılıyor, onlarca gazeteci dalıyor içeri. “ Sayın Esen! Lütfen bir fotoğraf! ” diyen diyene. Flaşlar patlıyor şimşek gibi. Hiç haz etmezmişim gazetecilerden. Bağırıyorum korumalarıma:

-          Nerden çıktı bu zerzevatlar ?  Oğlum! Neden aldınız bu adamları içeri?

Rüya bu ya, bir bakıyorum benim korumalar da gazeteci olmuşlar. Ellerinde birer fotoğraf makinesi, karışmışlar diğer gazetecilerin arasına;  onlar da şak şuk fotoğraf çekiyorlar. Allahallah!

 

Derken, gazeteciler bir ağızdan bağırıyorlar?

-          Sayın Esen, neden katılmadınız cenaze törenine?

Şaşırıyorum:

-          Ay kim öldü gene? Benim ölenden mölenden haberim yok.

Gözlerini yuvalarından çıkararak yanıtlıyor  bir gazeteci:

- Türkân Saylan’ın cenaze törenine?

Koltuğuma yaslanıp, bacak bacak üstüne atıyorum, kendimden emin olduğum mesajını vermek için.

- Hangi kimliğimle yanıtlayayım ?

Bir kadın gazeteci alaylı alaylı soruyor:

-          Vali olarak niye katılmadınız Sayın Esen?

Ne desem ne desem diye düşünürken aklıma geliyor:

-          Ya çocuklar, ikide bir ekranda görünmek istemiyorum. Millet, “ Bu vali de cenaze törenlerine katılmaktan işini yapamıyor. Ömrü mezarlıklarda geçiyor bu kadının.” demesinler diye katılmadım.

Gülüşüyorlar bıyık altından. Hep böyle yaparlar zaten. Şöyle bir bakıyorum gazeteci grubuna, bizim cenahtan kimse yok. Ah! Keşke olsalardı. Ne güzel çanak sorular sorarlardı , ben de şakır şakır yanıtlardım.


Sonra başka gazeteci alıyor sırayı:

-          Peki, bakan kimliğinizle neden katılmadınız?

Elimle şöyle bir saçlarımı dalgalandırıyorum ama kimse oralı olmuyor. Hemen yanıtlıyorum:

-          Baksanıza yüzümdeki sivilceye. Bu sivilceyle çok kötü görüntü veriyorum. Bu halimle törene katılmam;  milletin göz estetiğini bozmak olurdu, halkıma saygısızlık olurdu. Üstelik, saçlarımın da boyası gelmişti. Saçlarımın yarısı siyah, yarısı beyaz. Eğer  bu halimle törene katılsaydım, bana ne derdiniz biliyor musunuz?

Gazeteciler koro halinde :

-          Ne derdik Sayın Esen?

Şıp diye yanıtlıyorum: Bakan, siyah- beyaz saçlarıyla cenaze törenine katılarak, ” Bu yıl Beşiktaş’ı şampiyon yapacağız! ” mesajını verdi, derdiniz. Hem haksızlık olurdu Sivasspor’a.

 

Sonra bakıyorum gazetecilere, yanıtım inandırıcı oldu mu diye; ama hiç renk vermiyorlar hınzırlar….Derken başka bir gazeteci soruyor:

-          Peki Sayın Esen, milletvekili kimliğinizle neden katılmadınız?

İşite burada ter basıyor beni. Acaba ne desem ne desem? Tam kem küm edecekken, Allah tarafından bir ses geliyor kulağıma. O sesin dediğini söylüyorum:

-          Törende o kadar millet varken, vekile ne gerek var arkadaşlar ? Asil varken, vekil hükümsüzdür.

Ancak, sorular bitecek gibi değil. Bir özel kanal muhabiri alıyor sırayı:

-          Başbakan yardımcısı kimliğinizle neden katılmadınız?

İşte şimdi yandım diye düşünüyorum. Ateş basıyor vücudumu. Nasıl kıvırsam nasıl kıvırsam diye kıvranırken, birden aklıma bir bahane geliyor:

 

-          Böyle şeyler kısmet meselesi. Demek ki, kısmetim yokmuş orada. Zaten alerjim var papatyaya, kardelene. İyi ki gidememişim, yoksa şimdi hastanede olurdum. Kim yapacaktı işlerimi ?  Görev kutsaldır, görev ihmal edilemez. Hamdolsun ki, işimin başındayım. Hatta az önce, bir simit evinin açılışına katıldım.Yarın da, belediye başkanlarımızdan birinin dünürünün yeğeninin kızının düğün mevlidine  katılacağım.

 

Her şey yolunda gidiyor derken, bir gazeteci haykırıyor:

-          Sayın Esen! Vatandaş kimliğinizle neden katılmadınız?

Bir türlü bitmiyor sorular. Uzun zamandır bu kadar kötü rüya görmemiştim.O sırada sanki küçüldüm küçüldüm, bir kibrit kutusuna sıkıştım gibi hissettim.Sonra da büyüdüm büyüdüm, bulunduğum o koca ofis dar gelmeye başladı.Sonunda bu soruya da yanıt verdim:

-          Arkadaşlar, öküz altında  panda, ay pardon buzağı aramayın. Her gün onlarca, yüzlerce insan ölüyor memlekette. Hangi birinin cenazesine katılayım ? Ben gitmedim diye, kadının cenazesi ortada kalmadı  ya. İçimden “ Bu kadının ölümü, biraz şüpheli. Nasıl da Ergenekon soruşturmasından hemen sonra öldü.” diye geçiriyorum da söyleyemiyorum. Tam bu sırada beni bir korku basıyor. Ya beynimi okurlarsa bu gazeteciler ? Ya vücut dilimi analiz ederlerse ?....Başlıyorum zangır zungur titremeye. Nefesim daralıyor, kalbim kuş gibi çırpınıyor. Bilsem rüyada olduğumu, hiç oralı olmayacağım.

Gazeteciler yavaş yavaş yaklaşıyorlar masama. Çakan flaşlar neredeyse gözlerimi kör edecek. Bir gazeteci belki ayakkabı falan fırlatır diye, çaktırmadan gardımı almaya çalışıyorum. Derken, gazeteciler iyice yaklaşıyorlar, nefeslerini yüzümde hissediyorum…..” Yeteeeeeeeeeer! “ diye bağırmamla  uyandım. Bir baktım, sıcak yatağımdayım. Dünyaya yeniden gelmiş gibi oldum.

 

Rahmetli Türkân Saylan’a büyük bir saygı, minnet, şükran duyan biri olarak neden bu rüyayı gördüğüme bir türlü anlam veremedim.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

4 yorum yazılmıştır

  1. Yazan: gül | Tarih: 2009-05-30 13:10:00
    Konu: ruya ama. size merhaba
    hocam o güzel yüzünüzden gülücükler hiç eksilmesin ebediyen gülün inşallah. bizlerde gülelim inşallah ebediyen.ruyanızı okudum bu kadar olur ya bayıldım bayıldım harikasınız.allaha emanet olun.

    Bağlantı »

  2. Yazan: bolahenkk | Tarih: 2009-05-29 08:53:36
    Konu: HAYIRLI CUMALAR
    (Günlerin efendisi Cuma,
    Ayların efendisi Muharrem,
    Ağaçların efendisi sedir ağacı,
    Dağların efendisi Tur-i Sina,
    Habeşlilerin efendisi Bilal,
    İranlıların efendisi Selman,
    Sözlerin efendisi Kur’ân,
    Kur’ânın efendisi Bekara,
    Bekara Suresinin seyyidi, yani efendisi Âyet-el-Kürsi’dir.) [Deylemi]

    Bağlantı »

  3. Yazan: hamdivehusnucan | Tarih: 2009-05-24 12:41:20
    Konu: merhaba
    ankara sizin oralara göre biraz daha sıcak bizim evler bayagı sıcak oluyor kısa kollu tişortlerle dolaşıyoruz.hava yagmurluda olsa sıcaklık fena degil mudurnuda tabiat insanlara sahip ve hükmünü sürüyor.abant yeşillenmiştir herhalde.ankaradan üç saate yakın sürüyor ,sizin ordan ne kadar. mudurnu da kendine iş yaratabilmene hayranım insan isterse yapabiliyor demekki yeterki yeteneklerini dogru yönlendirip yaralı işler yapabilsin.not saylan hocanın azminin ve yapabilme gücünün birazının kaldıgına inanıyorum.dolu dolu yaşadı ve eminim mutlu gitti.mekanı cennet olsun-iyi gezmeler arkadaşım abant gözlemlerini güzel anlatımınla bekliyorum birde dogayı anlat hep siyaset olacak degil ya selam ve sevgiler

    Bağlantı »

  4. Yazan: hamdivehusnucan | Tarih: 2009-05-23 22:43:11
    Konu: merhaba
    arkadaşım nasılsın . torunlar nasıl .ankarada yagmur çok .orası nasıl.selamlar

    Bağlantı »

« Önceki :: Sonraki »